Beş Parmağın Beşi Bir Olmaz: Hayatın Komik Gerçekliği
Herkesin bir bildiği vardır ama bazen de bildiğimiz şeyler bir türlü kafamızda netleşmez. Mesela, “Beş parmağın beşi bir olmaz” diye bir söz var. Bunu defalarca duyduk, kullandık, ama ne anlama geldiğini tam olarak nasıl açıklayacağımızı hiç düşündük mü? Bu yazıda, hem bu deyimin ne anlama geldiğini, hem de hayatın karmaşasında aslında bize ne söylemeye çalıştığını, biraz mizahi bir dille anlamaya çalışacağız.
Bu arada, dikkat edin, ben de sırf anlamaya çalıştım diye kendimi fazla ciddiye alıp tamamen akademik bir dille yazmak istemiyorum. İzmir’deki arkadaş ortamımda bir yanda espri yapmak bir yanda derin düşüncelerime dalmak arasında gidip geliyorum zaten.
Beş Parmağın Beşi Bir Olmaz: Ne Demek Oluyor?
“Beş parmağın beşi bir olmaz” deyimi, aslında basit ama bir o kadar derin bir anlam taşıyor. Kısaca, her şeyin birbirine uymadığını, her insanın farklı özelliklere sahip olduğunu ve dolayısıyla herkesten aynı şeyi beklemenin doğru olmayacağını anlatan bir söz. Yani, insanlar farklıdır, birbirlerine zıt olabilirler, hatta bazen birbirine hiç benzemezler. Bu, hayatın en temel gerçeklerinden biri.
Mesela, bir arkadaşım var. Adı Emre. Adam, kafasında her an on tane düşünceyle geziyor. Ne zaman birlikte bir şey yapmaya kalksak, bir dakika sonra “Bunu niye yapıyoruz ya?” diye soruyor. Benim kafamda ise, bir soru belirip devam ediyorum. Ama ne oluyor? Sonuçta, Emre’nin düşünce yapısı ve benim düşünce yapım birbirinden tamamen farklı. Yani, beş parmağın beşi bir olsaydı, zaten Emre’nin bana “Bunu niye yapıyoruz?” demesi komik olurdu. Tamamen uymaz. Bu deyimi duymak için Emre’nin her sabah yanımda uyanması gerekirdi, ama tabii ki o da benim gibi biri değil.
İçimdeki ‘Düşünür’ ve ‘Komik’ Ben: Bir Anlık Denge
Biraz daha derinlemesine düşündüm. Ama dur, içimdeki ‘düşünür’ ben devreye giriyor şimdi: “Hadi ama, her insan farklı değil mi? Bunu çok basitleştirme.” Sanki bir anda felsefe yapacakmışım gibi hissettim. Sonra, içimdeki ‘komik’ ben devreye giriyor ve şu düşünceyi atıyor: “Evet, her insan farklı. Ama şu var ya, arkadaşım Hakan’ın uyandığı saatte bizimle aynı dünyada olmaması gerçekten anlaşılmaz. Adamın kalkma saatiyle benimki arasında neredeyse on saat fark var!”
O zaman, işte tam burada ne demek istediğimi fark ediyorum. ‘Beş parmağın beşi bir olmaz’ demek, her şeyin ve herkesin farklı bir yolu olduğunu kabul etmek demek. İnsanlar, düşünceler, davranışlar, hatta duygular… Herkes kendi dünyasında. Belki de bu, hayatın ilginç ve komik taraflarından biri. Zaten her şeyin aynı olması ne kadar sıkıcı olurdu, değil mi?
Bir Misafirlik Hikayesi: Beş Parmağın Bir Olmaması
Hadi biraz daha gündelik bir örnek üzerinden ilerleyelim. Diyelim ki, bir akşam arkadaşlarla evde toplanıyoruz. Herkesin yiyecek tercihleri, içki alışkanlıkları ve sohbet konuları farklı. Bazı arkadaşlarım, “İçeriği bol olan bir yemek yapalım” derken, bazıları ise sadece pizza ve kola ister. Kimisi tatlıda çikolata peşinde, kimisi ise sade meyve tabağını tercih eder. Bu durumda, ‘beş parmağın beşi bir olamaz’ deyimi tam yerinde değil mi?
Bir an için masadaki herkesin aynı fikirde olduğunu ve aynı tadı aldığını hayal ediyorum. İnanın bana, o zaman akşam keyifli bir sohbet değil, daha çok sıkıcı bir yemek etkinliği olurdu. Yani, farklılıklar sayesinde aslında masadaki her şey tamamlanıyor. Kimi tatlı sever, kimi tuzlu; kimisi yerken sohbeti fazla abartır, kimisi sadece telefonda mesajlaşır. Sonunda ise her şey uyumlu bir şekilde işliyor. Bu, hayatın da bir yansıması aslında: Çeşitli bakış açıları, hayatın gerçek dokusunu oluşturuyor.
Kendimle Dalga Geçme Zamanı
Ve bir de kendime dönüp bakmam gerek, tabii. Gerçekten de, bazen ben de kendi dünyama o kadar dalıyorum ki, hiçbir şeyin birbirine uymadığını unutuyorum. Yani, bazen o kadar derin düşüncelere dalıyorum ki, hiç kimseye bir şey anlatmak istemiyorum. Ama sonra bir bakıyorum, etrafımdaki arkadaşlarım bambaşka yerlerde geziyor. Hani bazen birini anlamaya çalışırken, anladığımı zannediyorum ama sonradan fark ediyorum ki, adamın kafasında benimkinden bambaşka bir dünya var. Neyse, o zaman kendimle dalga geçmeye başlıyorum: “Hadi bakalım, içindeki düşünür senin, beş parmağının beşi bir olmuyor işte!”
Sonuç: Farklılıklar Güzel ve Gerekli
Sonuç olarak, ‘Beş parmağın beşi bir olmaz’ deyimi, aslında hayatta her şeyin farklı olabileceğini ve olması gerektiğini anlatan bir bakış açısı. Bizim gibi insanlar arasında bazen anlaşmazlıklar olabilir ama bu, hayatın renklerinden biridir. İster yemek masasında, ister arkadaşlar arasında, isterse de iş yerinde olsun; herkesin farklı düşünmesi, farklı tercihlerde bulunması, aslında bizi birbirimize daha yakın kılar. Farklılıklar, birbirimize daha çok bağlanmamıza yardımcı olur.
Ve tabii, bir şey daha var: Eğer beş parmağın beşi bir olsaydı, hayat çok daha sıkıcı olurdu. Bizim gibi her an bir espri patlatmaya çalışan insanlara da ihtiyacımız var.