Kararmadan Aşure Nasıl Yapılır? (Ve Benim Bu Süreçteki Komik Çabalarım)
Aşure… O muazzam tatlı, geleneksel, dini bayramları hatırlatan, üzerine ceviz ve nar taneleri serpiştirilen, sabırla pişirilen o yedi çeşit malzemeyle dolu leziz karışım. Ama… bu aşurenin yapılma süreci, bildiğiniz gibi sanıldığı kadar kolay değil. Hele ki aşureyi “kararmadan” yapmak meselesi, işin içinde biraz daha tecrübe ve (tabii ki) bolca dikkat gerektiriyor.
Bunu anladım ki, “Kararmadan aşure nasıl yapılır?” sorusu, aslında “Ben aşureyi nasıl mahvetmeden yaparım?” sorusunun biraz daha şık ve sofistike hali. İsterseniz, bu kadar ciddi olmayalım, çünkü bu yazıda eğlenceli bir yolculuğa çıkacağız! Hadi, İzmir’in sıcak sokaklarından mutfak kadar sıcak bir sohbete dalalım!
Aşureyi Yapmaya Karar Vermek: O Nefis An
İzmir’de yaşayan biri olarak, aşure yapmak biraz da sosyal statü meselesi gibi bir şey. O kadar çok aşure tarifi var ki, insanın kafası karışıyor. Bir gün, annem “Aşureyi bu sene ben yapmayacağım, sen yapacaksın” dedi. İşte o an, biraz ter döktüm. Çünkü bir tarafta aşureyi yapmak, gelenekleri sürdürmek, “ben de ne kadar becerikli bir insanım” demek var; diğer tarafta ise kaynayan süt, dağılmış şeker ve kararmış malzemeler arasında kaybolan bir aşure var.
Ve tabii, bu soruyu soruyorum: “Kararmadan aşure nasıl yapılır?”
Yani, her şey baştan kaybetmek gibi başlar. Neden mi? Çünkü aşureyi “kendi tarzımda” yapacağım dedim. Kendi tarzımda demek, biraz da “aslında bilmediğim şeyi deneyeceğim” demek, farkındaysanız.
Malzemeleri Toplamak: İşte O Anda “Yine Unuttum” Anı
Öncelikle, aşure yapmak için malzemeleri bir araya getirmen gerek. Klasik malzemeler: Fasulye, nohut, buğday, üzüm, incir, şeker, nar, ceviz… Düşünüyorum: “Nerede bunlar?” Hemen hemen her marketi geziyorum ama her seferinde “İncir almayı unuttum” ya da “Fasulye mi? Nasıl bir fasulye?” soruları kafamı karıştırıyor. Tam mutfakta işe koyulmaya karar veriyorum, bir bakıyorum… malzemelerin yarısı eksik.
Biri bana deseydi ki, “Aşure yapma, bu sana göre değil” ben de derdim ki: “Aman canım, bu kadar karışık ne var ki?” Ama işte gerçekler yüzüme tokat gibi çarptı. Birkaç bakkalda kaybolan zamanımı, sofradaki “eksik” malzemeleri bulma çabamla geçiyorum.
Aşureyi Pişirirken: O Mükemmel Kaynama Sesi
Neyse, bir şekilde tüm malzemeleri topladım. Şimdi aşureyi pişirmem gerek. Aslında aşureyi kararmadan pişirmek gerçekten ciddi bir iş. Ama tabii ki “hem pratik hem de hızlı” diye başlıyorum. Kaynarken, sanki hiç beklemediğim bir ses geliyor: O kaynayan malzemelerin içindeki o ses var ya, hani “bububububububububuuu”… Tamam, tam anlamadım ama o kaynamanın biraz daha sabırlı olmanız gerektiğini bana hatırlatıyor.
Bir taraftan karıştırırken, kafamda iç sesim: “Aman Allahım, bu kararmasın! Yoksa mahvolurum.” Ama sonra şunu fark ediyorum: Gerçekten aşureyi kararmadan pişirmenin tek yolu sabır. Yani, her an dikkat etmeniz gerek. Ama tabii, sabırlı olmak kolay mı? Değil!
Evin içinde kaynayan tencere, bir yandan ölüme terk ettiğim kayısıları hatırlatıyor. Kayısılar ne alaka diyeceksiniz. Hani, aşureyi kararmadan pişirmek için malzemelerin tam ve doğru şekilde sırasıyla eklenmesi gerek ya… Haaa işte, o kayısılar! Tencereye eklerken hemen kararmasın diye gözlerim kayısıda, beynim tencerede, kafamda o kadar çok şey var ki, her şeyin biraz daha karışık olmasını bekliyorum.
Aşureyi Kararmadan Yapmanın Sırrı: Zamanın Yarısında Hızlan!
Aşureyi pişirmenin en zor kısmı aslında sabır değil, zamanın hızla geçiyor olması! Aşureyi kararmadan yapmanın sırrı aslında, sürekli karıştırmakta gizli. Ya da en azından öyle olduğunu düşünüyorum. Tabii bu kadar sabır gerektiren bir işin sonunda kendimi bir aşure ustası gibi hissetmeye başlıyorum. “Yani bu kadar işi ben tek başıma yapıyorum, biraz da gurur duysam mı?” diye içimden geçiyor.
Ama işin sonunda gelen mükemmel sonuç? O, tencerenin başında kaynayan yumuşacık aşureyi tadarken, işte o an! O an, benim için aşureyi “kararmadan” pişirmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. İç sesim: “Bir dahaki sefere bir de narı unutma!”
Kararmadan Aşure Yapmanın En Zor Tarifi: Çevremden Yorumlar
Şimdi, tabii ki etraftan yorumlar gelmeye başlıyor:
Annem: “Oğlum, niye bu kadar fazla şeker attın?”
Ben: “Ama ya biraz tatlı olmasaydı?”
Arkadaşım: “Aşurenin tadı biraz garip olmuş. Hangi tarife göre yaptın?”
Ben: “Ya bu işin tarifi yok! Yani kesinlikle var da, ben biraz içimden geldim.”
İşte bu yüzden, aşure yaparken bazen, “tamam, hadi, bu kadar uğraşmayalım” deyip her şeyin en mükemmel olmasını bekliyorsunuz. Oysa ki aşureyi “kararmadan yapmak” diye bir şey yok. Gerçekten kararmadan yapmak sadece sağlıklı malzemelerle, doğru oranlarda pişirilen bir tatlı değil, aynı zamanda karşınıza çıkan her yorumun altından kalkabilmek için göstereceğiniz sabır!
Sonuç: Aşureyi Kararmadan Yaptım, Ama Hala Eksik Bir Şey Var!
İşte kararmadan aşure yapmak! Hem öğretiyor, hem de insanı içsel olarak bir filozof gibi hissettiriyor. Yani, hayat aslında hep bir kararmadan kaçma çabası değil mi?
Aşureyi kararmadan yapmayı başardım, evet. Ama her şeyi mükemmel yapamamak da çok doğal, değil mi? “İlerleyen zamanlarda belki de aşureyi ilk yapışımda daha doğru sonuçlar alırım. Ama şu an tam da öğrenme sürecindeyim.”
Aşureyi kararmadan yapmak, aslında “hayatta kararmadan devam etmek” demekmiş gibi geliyor.
Hadi şimdi, bir tabağa aşureyi koyup, üzerine cevizleri, nar tanelerini serpiştirip, derin bir nefes alıyorum. Çünkü kararmadan aşure nasıl yapılır, sonunda bulduğumu düşündüğüm bir soru oldu.