İçeriğe geç

Hey merhaba hangi dilde ?

Hey Merhaba Hangi Dilde?

Dil ve Dilin Bizimle Dansı

Bir gün İzmir’de sahilde yürürken, birden kendimi bir soru sormak zorunda buldum: “Hey merhaba, hangi dilde?”

Bunu sormamın sebebi, günlük hayatımda dilin ne kadar önemli bir yer tuttuğuna dair yaptığım uzun ama eğlenceli bir içsel yolculuktu. Hani bazen öyle bir yerde oluyorsunuz, her şey doğru gidiyor, hava güzel, deniz harika ama bir şey eksik. O eksik, tam olarak dil. Hem de hangi dilde olduğumuzu bilemediğimiz bir an.

Düşünsene, birisi sana “Hey merhaba!” diyor ama hemen arkasından başka bir dilde soru sormaya başlıyor. Ne yapardın? “Aman tanrım, dilde kayboldum!” diyebilirsin. İşte bu yazıyı yazmamı sağlayan o anı, dilin kafamızda yarattığı karmaşayı anlatmak istiyorum. Ama önce bir durup düşündüm: “Hangi dilde?”

Dilin Karmaşası: Hangisi Doğru?

İzmir’de, her gün yürüdüğüm o sokakta en az 20 farklı dilden sesler duyabiliyorum. Yolda yürürken sağdan soldan gelen farklı aksanlar, yabancı turistlerin rahatça konuşmalarının yanı sıra, yerli halkın arasında çeviriler yapanlar… Hepsi birbirine karışıyor, bir yığın gürültü oluşturuyor. Ama hepsi, aslında dilin gücünü de gösteriyor. Çünkü, dil konuşmakla kalmıyor, bizi de şekillendiriyor.

Mesela geçen gün, kütüphanede bir arkadaşım “Merhaba, sen nasıl oldun?” diye sordu. Şimdi, buna verilecek pek çok cevap var. “İyi oldum” ya da “Eh işte, kafamda takıntılar var” diyebilirim. Ama ben ne dedim?

“Ehehe, şu an sadece dilin bir oyunundayım.”

İçimden dedim, “Beni bu soruyla ne hale getirdin, sen!” Çünkü her cümle, aslında bir başka sorunun kapısını aralıyor: Hangi dilde?

Anlatamadıklarım: Dilin Bize Olan Etkisi

Bir yanda, bir yanda Türkçe, bir yanda İngilizce… Bir yanda Fransızca, bir yanda Arapça… Bir yanda “Hadi gidelim mi?” derken, bir yanda “Let’s go!” demek. Ama dil bazen öyle bir hal alıyor ki, sözcükler yetmiyor, duygular bile çelişkili oluyor.

Bazen mesela, bir arkadaşım Fransızca şarkı söylüyor, ben de “Aman tanrım, bu nasıl bir dil?” diye düşlüyorum. Ama o an, dilin anlamını sorgulamıyorum, sadece “Vay be” diyorum. Dil, bazen bir iletişim aracından çok, bir his. Mesela, ‘Nasıl gidiyor?’ sorusu Türkçede çok yaygın ama Fransızca’da ‘Ça va?’ dediğinde, bir anda ortamda ne kadar şık biriymiş gibi hissediyorsun.

Kısa Diyalog: Dilin Oyunları

Ben: “Hey merhaba, hangi dilde?”

O: “Bir saniye, burada hayatta kalmak için birkaç dil öğrendim: Türkçe, İngilizce, şarkı söylerken Fransızca ve tabii ki izlediğim yabancı dizilerden kazandığım her şey.”

Ben: “Vay, demek ki dizi izlemek sadece eğlence değil, hayat kurtarıcı bir şeymiş!”

O: “Kesinlikle! Özellikle İngilizceyi yanlış anlamışsan, diziler sana her şeyi öğretiyor.”

Ben: “Ya da Türkçe’deki her türlü ‘hadi’yi yanlış anlamak… Gelişiyor insan, dili yanlış kullanmayı da öğreniyor.”

İç Ses: Dilin Karmaşası Üzerine

Bazen kendi içimde düşünürken, ‘Hey merhaba, hangi dilde?’ diye soruyorum. Hangi dilde yaşıyorum, hangi dilde düşünüyorum? Türkçe’de “Nasıl oldum?” diye sorulduğunda, cevabım genellikle bir içsel çatışma. İngilizce mi? Fransızca mı? Ya da sadece kendi aklımda kurduğum o karmaşık dilde mi?

İç ses: “Neden kendini bu kadar takıyorsun ki? Bir dil var diye mi düşünceler daha net olacak?”

Bazen Türkçe’de bir kelime söylesem, başka bir anlam çıkıyor. Ama İngilizce’de bir kelime kullandığımda, kendimi daha özgür hissediyorum. Bu da dilin bizim üzerimizdeki o yumuşak ama güçlü etkisi işte.

Her Dilin Bir Rengi, Bir Kokusu Vardır

Dil sadece iletişim aracı değil. Bir de her dilin kendine has bir enerjisi vardır. Türkçe, bana bazen karasal bir sıcaklık hissi verir. Sıcak bir yaz günü, bir çay bardağında parıldayan ışık gibi… Ama İngilizce? O daha serin, daha keskin ve bazen mesafeli bir dil gibi gelir. Ne dersin, mesela bir İngilizce cümle “Hey, how’s it going?” derken bir mesafe koyar. Türkçe’de ise “Nasılsın?” derken, cümledeki samimiyet kendiliğinden akar.

Mesela ben bir gün bir İngilizce cümle kullanırken, ne yapacağımı bilemedim. Birinden “I’m not sure” dedim. Sonra kendi kendime “Yani ben Türkçe de söyleyebilirdim ‘emin değilim’ ama buna bir daha bakmam gerek” dedim. İki dil arasında bir uçurum var ve ben her zaman düşecek gibi hissediyorum.

Dilin Eğlencesi: “Beni Türkçe Sevsinler!”

Ve bazen dilin eğlenceli yönlerine takılıyoruz. İzmir’deki arkadaşım, biraz da şaka yaparak “Beni Türkçe sevsinler!” dedi. Bu kadar komik, o kadar eğlenceli bir cümleyi, dilin yapısıyla kurmak herhalde çok zor. Ama yine de bu dil bize ait, içimize işliyor. Dil, anlaşılamayan, belki biraz tuhaf ama yine de en samimi olan şey.

Hey Merhaba, Hangi Dilde?

Sonuçta, dil bir araçtır ama bazen o kadar çok yönlüdür ki, bir kelimeyle bile hayatımıza yön verir. “Hey merhaba, hangi dilde?” sorusu, aslında dilin ve yaşamın ne kadar karmaşık ve bazen anlaşılmaz olduğunu sorgulayan bir soru. Bazen dilimizi tam anlamadığımızı, bazen ne söylediğimizi bilmediğimizi düşünüyoruz. Ama belki de en çok kendimizi bulduğumuz yer, biraz kafa karıştıran, biraz karmaşık olan dilde saklıdır.

Öyle ya, dil her zaman düşündüğümüz gibi bir şey değil. Hem eğlenceli hem de bir o kadar kafa karıştırıcı. Bazen “Hey merhaba hangi dilde?” dediğimizde, cevabı bulmak değil, o soruyu soran halimizin kendisi en önemli olan.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!