İçeriğe geç

Horoz tavuğun erkeği mi ?

Sabahın İlk Işıkları ve Horozun Sesi

Kayseri’nin serin sabahlarından biriydi. Penceremi açtım, rüzgâr yüzüme çarpıyor, ama içimde bir boşluk vardı. Günlüklerime yazmak istedim ama kelimeler boğazımda düğümlenmişti. O sırada bahçeden gelen o tanıdık ses… horoz. İlk başta sadece gürültü gibi geldi, sonra fark ettim ki bir sabah ritüeli, bir başlangıç işareti. Ve aklıma bir soru takıldı: horoz tavuğun erkeği mi gerçekten?

Bazen hayatımda da böyle sorular beliriyor, değil mi? Basit görünen ama cevaplamakta zorlandığın sorular. Sabahın erken saatlerinde, tek başına oturmuşken, horozun tavukların etrafında dolaşmasını izlerken hissettiğim o garip karışımı anlatmak istiyorum: hayranlık ve biraz hüzün.

Bahçedeki Küçük Düzen

Bahçeye çıktım, toprağın serinliği ayaklarımı sardı. Horoz, tüyleri güneşte parlayan o minik krallıkta dolaşıyordu. Tavuklar etrafında, sanki onları koruyormuş gibi ama aynı zamanda onlara hükmediyormuş gibi bir tavırla. İzledim… ve içim kıpır kıpır oldu.

Benim küçük dünyam da bir şekilde tıpkı o bahçe gibiydi. Herkesin bir rolü vardı; ama bazen o roller öylesine belirgin oluyordu ki, kendi yerini sorguluyordun. Horoz gerçekten tavuğun erkeği mü, yoksa sadece doğal bir düzenin sembolü müydü? O an fark ettim ki, bu soru sadece hayvanlar için değil, insanlar için de geçerliydi. Hayatın içinde rolümüzü kabul etmek kadar, bazen de sorgulamak gerekiyordu.

Hayal Kırıklığı ve Yalnızlık

O sabah, horoz bir tavuğun yanına yaklaştı ama tavuğun ilgisi dağılmış gibiydi. Bir anda içimde tuhaf bir boşluk hissettim. Hayal kırıklığı gibi ama masum bir his. Çünkü beklediğim şey tam olarak olmadığında insanın içi sıkışıyor. O horozun çabası, benim kendi çabalarımla paralel bir şekilde hissediliyordu.

Kayseri’nin sokakları henüz uyanmamış, sadece bahçedeki sesler ve ben vardım. Günlüklerimi açıp yazmaya başladım, ama kelimeler akmıyordu. Sanki horoz ve tavuk arasındaki o belirsiz güç dengesi, benim hislerime dokunuyordu.

Umudun Küçük Kıvılcımları

Ama sonra bir şey oldu: tavuk, horozun yanına geldi. Belki sadece yiyecek için, belki de doğal bir içgüdüyle… ama o an umut geldi. Hayatın küçük mucizeleri gibi. Bir ilişki, bir bağlantı, basit ama anlamlı. Ve ben düşündüm: belki horoz tavuğun erkeği olarak doğmuş olabilir, ama aralarındaki bağ sadece biyolojiyle açıklanamaz. Sevgi, güven, birlikte geçirdiğin anların değeri… işte asıl mesele burada.

O sabah, horoz ve tavuğun yan yana duruşunu izlerken kalbimde hafif bir sevinç hissettim. Hayatın karmaşasında küçük bir düzen bulmak… işte bu, insanın kendini biraz daha iyi hissetmesini sağlıyor.

Kapanış ve İçsel Düşünceler

Eve dönerken, güneş yavaş yavaş yükseliyordu. Bahçedeki horoz hala kendi ritmini sürdürüyordu, tavuklar ise etrafında dönüyordu. Ben de içimde bir huzur ve tatlı bir merakla günü karşılamaya hazırdım. Horoz tavuğun erkeği mi? Belki evet, belki hayır. Ama asıl önemli olan, onların varlığı bana hissettirdiği duygular: hayal kırıklığı, umut, küçük mutluluklar.

Hayat bazen horoz ve tavuk gibi. Kimse tam olarak ne hissettiğini anlamıyor, ama birlikte olmak, küçük anları paylaşmak, işte bu yeter. Sabahın serinliğinde, Kayseri’nin sakin sokaklarında, ben ve bahçedeki o küçük dünya… hepsi bir araya gelip bana insan olmanın, hissetmenin ve umudun ne demek olduğunu hatırlattı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!